ENHAS ZABEL İK YÖNETİCİSİ SAİM BALBAL İLE KÇ ÖDENEĞİNİN AYRINTILARINI KONUŞTUK.

ENHAS ZABEL İK YÖNETİCİSİ SAİM BALBAL İLE KÇ ÖDENEĞİNİN AYRINTILARINI KONUŞTUK.

BALBAL, “ FİRMALAR TEŞVİKTEN HABERLİ OLSA İŞÇİ ÇIKARMAZDI”
 
Gelişmiş ekonomiler başta olmak üzere tüm dünyayı derinden etkileyen, asrın en büyük ekonomik krizlerinden olan 2009 finansal krizinden çıkış tüneline girdiğimiz bu günlerde ilgi sektörümüzü yakından ilgilendiren konu ve mevzuat gelişmelerini HİZMET’ in sayfalarına taşıyarak hem sektörde hizmet veren, hem de hizmeti satın alan kurumların yöneticilerine katkı sağlamayı amaçlıyoruz.
 
Diğer tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de sosyal patlamalara neden olmamak, şirketlerin kapanma noktasına gelmeden krizi aşabilmelerine katkı sağlamak için hükümet bir dizi önlemler aldı. Bazıları reel ekonomiyi diri tutmak, bazıları da kişilerin harcama eğilimlerini kısıtlamaya gitmelerini engellemek yönünde oldu. Reel ekonomiyi diri tutabilmek, işsizler ordusuna yeni üyeler kazandırmamak için hükümetin yürürlüğe koyduğu uygulamalardan biri de, “Kısa Çalışma Ödeneği” uygulaması oldu. Ocak 2009’da, yanı yaklaşık bir yıl önce yürürlüğe girmesine rağmen sektördeki çoğu firmanın yeterince konuya vakıf olamamaları nedeniyle yararlanamadıkları Kısa Çalışma Ödeneği uygulamasının detay bilgilerini Avukat Ebru Bostancıoğlu’nun kaleminden dergimizde okuyabileceksiniz. Yeni bir tebliğle süresi uzatılan KÇÖ uygulamasının daha anlaşılır olması ve tüm sektörün hatasız, etkince yararlanabilmesi için konuya vakıf olan ve uygulamayı ilk aydan beri yapan ENHAS ZABEL’in İnsan Kaynakları yöneticisi Sayın Saim Balbal’in uygulamaya dair görüşlerini edindik.
 
Kısa çalışma ödeneğini nedir? Neden gerek duyuldu, siz şirket olarak uyguluyor musunuz?
 
Dünya genelinde yaşanılan krizden bizim ekonomimizin etkilenmemesi mümkün değildi. Talepteki daralma tüm ana işverenleri üretimlerini kısma noktasına getirince işten çıkarmalar zorunlu olacaktı. Hükümet işsizliğin artmaması, dengelerin bozulmaması için aldığı bir dizi ekonomik önlemlerin arasına KÇÖ uygulamasını da kattı. Biz ENHAS ZABEL olarak çok seçkin ve dünya çapında tanınan kurumlara hizmet veriyor olsak da, onların da ürünlerine olan talep daralması nedeniyle bölümler bazında kadro daraltması kaçınılmaz gözüküyordu. Üstelik üretim düşüyor, bütçeler daralıyor ama bizim açımızdan hizmet verilen alan değişmiyordu. Bütçeleri düşürmek için yapılan her eksik işlem, istihdamın azaltılması aslında tesisinde yıpranmasına katkı anlamına geliyor. Geride kalan bir buçuk yılda Böyle bir süreç yaşadık. Biz şirket olarak hizmet verdiğimiz ağırlıklı olarak çok uluslu olan müşterilerimizle devamlılığımızı sürdürdük ve başlangıçta onların know howlarını kullanarak daha ilk aydan itibaren KÇÖ uygulamasından yararlanmaya başladık. Bu sayede hem çalışanlarımızın mağdur olmamasını sağlamış olduk, hem de projelerimizi sorunsuz sürdürebildik.
 
Asıl işverenlerimiz hizmet kalitemizde bir düşüklük olmadan istihdamı azaltma talebiyle bizi masaya davet ettiği bir dönemde KÇÖ uygulamasının yürürlüğe girmesi sektörümüz içinde ilaç gibi oldu. Krizin tüm sektörlerde istihdam üzerindeki baskısını kaldırmak adına devletimizin yerinde bir uygulaması oldu.  Uygumla ilk kez 2004 yılında denenmişti. 13 Ocak 2009 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren düzenlemeyle krizin işçiye, işverene ve dolayısıyla devlete yükleyeceği etkileri ciddi oranda azaltılmış oldu. Bizde şirket olarak gerekli prosedürleri takip ederek bazı projelerimizde asıl işverenlerimize paralel kısa çalışma talebimizi yaptık ve halende uyguluyoruz.
 
Kısa çalışma asıl işverenlere ve size ne avantaj sağladı?
 
Öncelikle işverene ciddi anlamda faydaları var. Bu kriz döneminin geçici bir süre olduğunu da düşünürsek bu dönemde elindeki yetişmiş kadrolu personeli kaybetmeyerek bu sürec atlatılmış olacak. Bu süreç de istihdamda bir eksilme olmayacağından bizlerin hizmet kalitesinde bir farklılık olmayacak. Uygulamada en az 35 bir maaş, SSK ve vergi avantajı da bulunuyor. İşçi açısından gelirinde bir değişiklik olmazken işini kaybetmeden bu süreci atlatmak ciddi bir avantaj. Ayrıca bu sürecin başlangıcından itibaren Genel sağlık sigortasından da yararlanmaya devam ediyorlar. Ayrıca kısa çalışmaya tabi olmaları kazanılmış bazı özlük haklarının kaybedilmesine de neden olmuyor. 

Kısa çalışma uygulamasında ne tür sorunlarla karşılaştınız?
 
Uygulama kesinlikle çok yerinede ama il aşamada karşılaşmadığımız zorluk kalmadı açıkçası. Bu yerinde teşviki suiistimal edebilecek şirketlerin olabileceği düşüncesiyle prosedürün uygulanmasında zorluklar çekildi. Başvuru sürecinden ziyade devamında Bölge Çalışmadan gelen müfettişlerin incelemesi biraz sıkı geçti. Zira hazırlanan evraklar bayağı kapsamlıydı. Tüm bunları hem evrak bazında istediler hem de CD hazırlayarak teslim ettik. Düşünün tüm kısa çalışma kapsamına giren çalışanların geriye dönük 600 günlük SSK kayıtları, son 120 günlük prime esas kazanç ve gün dökümleri, eksik günleri gibi tüm detayları hazırlamanız gerekiyor.
 
Sonra kurum, bunları kendi kayıtlarıyla eşleştirerek ödemeye onay veriyor. Birde kurumun incelemesinde çalışanın başka işyerinde çalıştığının geriye dönük SSK günlerinde sorunlar çıkabiliyor. Yanı başka kişilerin SSK günlerinin kurum kayıtlarında görünmesi gecikme nedeni olabiliyor.
 
Bizim ENHAS ZABEL olarak bu konuda en büyük avantajımız, hizmet verdiğimiz asıl işverenlerin kurumsal yapıya sahip, Türkiye’nin sayılı firmaları arasında olmalarıydı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş müfettişleri ve İş Kurumuyla tam bir koordineli çalışma içinde süreci yaşadık. Aslında bu süreçte İnsan Kaynakları departmanı olarak ilk müfettiş teftişimizden sonra konuya hakimiyetimiz arttı ve diğer asıl işverenlerimizin konuyla ilgili yöneticilere ve diğer alt taşeron firmalarına da eğitim katkısı sağladık. Bir çok kurum ekonomik krizden etkilenmesine rağmen ve şartları da kısa çalışma ödeneğinden faydalanmaya uygun durumda olmasına rağmen bilgi eksikliğinden, konuya hakim olamamalarından bu teşvikten yararlanamadı. Kriz kapıya dayanınca tasarruf edelim, giderleri kısalım denilince akla ilk gelen işçi çıkartalım oluyor. Bizimde amacımız asıl işverenlere bunu anlatarak işçi çıkarılmasının önüne geçmek oldu.
 
Ödenekten yararlanma sürecinde hizmet şirketlerinin merkez birimlerinin haricinde proje yöneticilerine de sorumluluk düşüyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş müfettişlerinin ilk onayından sonra kısa çalışmaya giren işyerlerinde sürecin devamında sıkıntı yaşanmaması için projedeki yöneticilerin takip edecekleri prosedürler hakkında bilgilendirilmiş, eğitilmiş olmaları gerekiyor. Çünkü her ne kadar teftiş sonucunda ödeme onayı çıksa da, kurumun teftiş ve incelemeleri devam etmektedir. Bu nedenle hem çalışanlarımızın, hem asıl işverenliğimizin, hem de şirketimizin yarar umarken mağdur olmaması için konuya tam hakim olunması gerekmektedir.
 
Tebliğdeki değişiklikten nasıl etkilendiniz.?
 
2009 yılı 1. yarısında ilk kısa çalışma talebimizi açtık. 3 aylık bir süreci sıkıntısız atlattık. Kısa çalışma talebinde bulunduklarımızdan bir fabrika projemizde tebliğ çıkmasa, o hafta üretim duracak ve zorunlu işçi çıkarılacaktı.  Temmuz 2009 da yeni bir tebliğ ile süre uzatıldı. Şu an ikinci 6 aylık sürecimizi de geçirdik uygulamalarımızda. Tebliğin yürürlüğe girmesi, ardından uzatılması kararı alınmamış olsaydı durumumuz ne olurdu, açıkçası düşünmek bile istemiyorum. 2010 yılına daha umutlu bakmamda bu uygulamanın da büyük katkısı var.
 
Yaşanılan Ekonomik kriz sürecinde kısa çalışma ödeneğinin ekonomiye nasıl katkısı oldu yeterlimidir? İstihdam dengelerinin korunması açısından hükümetin bu tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?
 

Mevcut durumda İşsizlik ödeneği adı altında işçi ve işverenden ciddi kesintiler yapılmaktadır. Bu da işsizlik ödeneği olarak kriterleri uyan işini kaybetmiş kişilere aylık olarak ödenmekte. Fakat rakamlara baktığımızda kurumda toplanan paranın ki 2009 sonunda 40 milyar TL olduğu açıklandı , 10 u geri ödeme ve istihdama faydalı kurs ve iş edindirme gibi çalışma ve ödemelerle ekonomiye geri dönmektedir. Bunun sebebi yapılan ödemelerdeki kriterlerden kaynaklanmaktadır. İşsizlik ödeneğinde de, kısa çalışma ödeneğinde de süre çok kısa ve ödeme miktarı da düşük tutuluyor. Bu süreçte açıkçası devletten daha fazla teşvik ve katkı sağlamasını bekliyorduk. İşveren nakit darlığı, ödeme güçlüğü, talep daralması ve stok artışını gösterip ekonomik krize uğradım derse ve Çalışma Bakanlığından krizin varlığın kabul edilmemişse, işverenin talebi reddediliyor. Ayrıca kabul edilse bile çalışan geriye dönük en az 20 ay çalışmış olmalı şartı getiriliyor. Yani çalışanın geriye dönük 20 ay çalışması yok ise işsiz kalması büyük olasılık ki bu durumda işsizlik maaşına bile hak kazanamıyor. Nitekim çalışma istek ve amacında olan; ancak krizden dolayı işsiz kalmış kişilere yönelik daha etkili ve tatmin edici adımların acilen atılması gerektiğini düşünüyorum. İşsizlikle mücadele niyetinde olan devlet büyüklerimizin, bir an için bile olsa kendilerini işsiz kalan bir ferdin yerine koymaları gerekmektedir. İşsiz kalan bir ferdin her şeyi yapabileceği düşünülürse işsizlik meselesinin toplumumuzun en önemli meselesi olduğunu daha iyi anlamış oluruz. Şahsi fikrim ülkedeki en büyük açılım, istihdamı çoğaltarak işsizlik oranını en alt seviyelere indirmektir. İşçiliğin çok düşük olduğu ülkemizde bölgesel teşviklerinde artması gerekmektedir. Hem göçü hem de doğu ile batı arasındaki uçurumu ancak bu şekilde ortadan kaldırabiliriz. Adı üzerinde İş ve İşçi Bulma Kurumunun taktirle karşıladığım çalışması olan mesleki eğitimlerini tüm Türkiye’nin il ve  ilçelerinde kararlılıkla sürdürmeli ki, en azından vasıfsız elemanlardan oluşan bir yığın işsizi topluma kazandırabilsin.
 
Uygulama deneyimlerinizi paylaştınız, umuyoruz henüz veya yeterince KÇÖ den yararlanamamış Asıl İşveren ve hizmet şirketleri deneyimlerinizi rehber alırlar. Konuya dair eklemek istediğiniz başkaca ayrıntı var mi?
 
Beş yıldır İnsan Kaynakları konusunda yöneticilik görevi üstlendiğim ZABEL GROUP’un en önemli yaklaşımlarından biri insan kaynağına verdiği önemdir. Bilinenin aksine dış kaynak kullanımında da istihdamda devamlılık prensibini sıkı sıkıya uygulamamız beklenir. Çünkü grubun temel felsefesi başlanılan projede süreçte gereken çözümleri de sağlayarak o projede uzun süreli hizmet yüklenicisi olmaktır. Bunu gerçekleştirmek içinde kalite ve standardın ancak devamlılığı olan personelle sağlanacağını ekiplerimize aşılarız. Krizde de istihdamımızı azaltmadan karımızdan fedakarlık etmek suretiyle asıl işverenlerimizin maliyetlerine küçük de olsa destek olduk. Hizmet sektöründe makine parkurunuzu son teknolojiye uyumlu hale getirseniz de, mevcut işletim sistemlerimizi geliştirseniz de, bunları kullananların vasıf ve düzeyleri oranında ancak başarılı olabilirsiniz. Bu yaklaşımla eğitimi oldukça önemser, maliyetine katlanarak şirketimize vasıfsız giren bir çalışanın dahi ilk oryantasyon eğitiminden başlayarak makine, ekipman ve kimyasal kullanımı gibi senelik 110 saatlik bir eğitim sürecinden sonra vasıflı ve referanslı bir personel haline gelmesi sağlanır. Ciddi maliyetleri olan eğitim ve kalite politikaları uygulamalarını hem daha rasyonel, hem de daha ekonomik gerçekleştirebilmek içinde iç bünyemizde çözümleyebilecek bir organizasyon gücüne sahibiz. Evet, tüm bunlar maliyet oluşturuyor ama bu sayede hem projelerimizde devamlılığı sağlayabiliyoruz, hem de emanetlerine verdiğimiz makinelerin ve kullandığımız kimyasalların kalitesini ve maddi değerini düşünürsek bir yandan da bize ciddi tasarruf olarak da dönüş sağlıyorlar. Biz istiyoruz ki, daha çok istihdam sağlayabilelim, daha çok kişiyi eğitelim. Kriz bahanesiyle işçi çıkarmak en kolay yol ve ülke geleceği için tehli olanıdır. Zor olanı başaralım; devletimizin de teşviki ile istihdamı en azından azaltmadan projelerimizde iş verimliliğini artırarak sağlayacağımız tasarruflarla ekonomimizi geliştirelim.